Anoreksiya Nervoza: Yeme Bozukluğu

0

Anoreksiya nervoza, psikolojik bir hastalıktır. Kişi, sürekli ince kalmak ister ve aşırı takıntı haline getirir. Durum böyle olunca da yemek yemez, yemek yemek istemez, yemek yemeyi reddeder. Bu hastalığa ağır derece sahip olanların ölümcül tehlikesi vardır. Özellikle ergenlik dönemindeki gençlerde rastlanır. Ebeveynlerin korkulu rüyasıdır. Beden algılarında bozukluk olur ve kendilerini her zaman ‘’yeterince ince’’ görmezler. Anoreksiya nervoza, en çok genç kızlarda görülür. Erkeklerde görülme oranı epey bir düşük.

Anoreksiya Nervoza Nedir?

Anoreksiya nervoza, anormal vücut ağırlığı ile tanımlanan hayati tehlike barındıran bir yeme bozukluğudur.Bu hastalığa sahip kişiler aşırı zayıftır. Kiloları, normal kilolarının baya altındadır. O kadar zayıflardır ki bir deri bir kemik kalmanın görünen halleridir.

Araştırmaların sonucunda anoreksiya nervoza hastalığının, her bin genç kızda bir görüldüğü tespit edilmiştir. Hastalar genellikle 12-20 yaş arası genç kızlardır. Çok şişman olduklarını düşünürler ve düşük kalorili diyetler uygularlar. Sonrasında bu işi abartarak iştahları tamamen kaybolur ve vücut aşırı kilo kaybeder. Anoreksiya nervoza hastaları, çok az uyumasına rağmen çelişkili olsa da aşırı aktiflerdir.

Anoreksiya Nervoza Nedenleri Nelerdir?

Anoreksiya nervozanın tek bir nedeni yoktur. Hatta kendine özgü bir nedeni de yoktur. Hastalık ergenlik döneminde görüldüğünden gençlerin bu değişime uyum sağlamada güçlük çekmesiyle açıklanabilir. Elbette çevresel ve biyolojik hallerin de etkisi vardır. Örneğin arkadaşları tarafından şişman olduğu söylenen genç kız, yemek yemeyi azaltıp sonrasında hiç yemek yemez hale gelip anoreksiya nervoza olabilir. Hastalık çok ilerlerse ve tedavi edilmezse hasta hayatını kaybedebilir.

Ailesinin geçmişinde anoreksiya nervoza bulunan kişilerin anoreksiya olması olasılığı yüksek olabilir. Fakat biyolojik etkiler üzerine kesin bir çalışma yoktur. Psikolojik nedenler arasında da bebeklik veya çocukluk döneminde çocukların yanlış beslenme davranışı sergilemesi olabilir.

  • Utangaç, depresif, OKB yani obsesif kompulsif hastalığa sahip gençlerde hastalık daha sık görülür.
  • Ailesi ile sevgi bağı düşük olan genç kızlarda da görülebilir.
  • Cinsel tacize veya tecavüze uğramış olan kadınlarda da görülme oranı yüksektir.

Moda dünyasında bildiğiniz gibi zayıf vücut popüler. Modellerin hepsi sıfır beden ve incecik. Bu da ergenliğe yeni girmiş veya ergenlikteki gençleri çok olumsuz etkiliyor.

  • Sıfır beden vücutların mükemmel ve nihai olarak gösterilmesi ve genç kızların buna yönlendirilmesi sonucu genç kızlar yemek yememeye ve sıfır beden olmaya çalışıyor. Sonucunda da anoreksiya nervozaya yakalanıyor.

Dansçılar, mankenler gibi meslek gruplarında rekabet olduğundan bu kısım da etkileniyor. Durum böyle olunca da hastalığa yakalananların oranı artıyor. Neyse ki günümüzde oversized yani sıfır beden olmayan bedenleri büyük olan kadınlar modellere de kataloglarda, çekimlerde ve zaman zaman da podyumlarda yer veriliyor. Büyük beden olmaktan kasıt obezite olunması değil, sıfır bedenden üst bir bedendir. Obezite da anoreksiya kadar tehlikeli ve ölümcül olabilecek bir hastalıktır. Yeme bozukluklarının her türlüsü kötü çünkü vücudun tümünü etkiliyor.

Vücütta Oluşturduğu Sıkıntılı Durumlar Nelerdir?

Anoreksiya nervozanın en belirgin tanısı, vücut ağırlığında ciddi düşüşler olmasıdır. Fakat bu kilo kaybının ardında başka hastalıklar da olabilir.

Kilo kaybına ek olarak cinsel istek kaybı, düşük benlik algısı, takıntılar, depresif hal, içe kapanmışlık ve sosyal fobi de vardır. Tansiyon düşüklüğü, kusma, kabızlık, nabız yavaşlığı da teşhisteki yardımcı unsurlardır. Kansızlığa da rastlanabilir. Adet düzensizlikleri, adetten kesilme gibi klinik bulgular da gözlemlenebilirken kemik yoğunluğunda azalma da buna eşlik eder.

Hasta, kendini kusturmak için çok fazla yemek yiyip mide genişlemesi ve mide yırtılmasına neden olabilir. Bu klinik ve psikolojik olgular değerlendirilmeli ve kişiye buna göre anoreksiya nervoza teşhisi konmalıdır.

Anoreksiya Nervoza Tedavisi

Anoreksiya nervozanın tedavisi ekip çalıştırması gerektirir. Uzman psikiyatrist, diyetisyen, psikolog, endokrinoloji, ortopedi, fizyoterapist gibi sağlık personelleri hastayı iyileştirmek için bir arada çalışır. Çünkü açlık, vücudumuza en çok etki edebilen olumsuzlukların başında gelir. Tek bir bölge etkilenmez. Birçok bölgede problemlere yol açar. Aile desteği hasta için çok önemlidir. Ailenin hastanın sürekli yanında olması, onunla ilgilenmesi, sevgisini göstermesi ve o küçük şeyleri başardıkça onu motive etmesi, gurur duyduğunu göstermesi gerekmektedir. Bu hastalık hasta için inanılmaz zorken aile için de zordur. Aile de psikolojik açıdan olumsuz etkilenir. Hatta bir aile terapistine ihtiyaç duyulabilir. Hastanın tedavi için ikna edilmesi de gerek. Çünkü hasta, ince kalmaya aşırı takıntılı olduğundan bunu bir sorun olarak görmeyerek tedavi olunmasına gerek olmadığını söyleyebillir. Yani tedaviyi kabul etmeyebilir. Bu noktada doktorların, psikologların, ailenin ve arkadaşların tavrı çok önemlidir. Aile, tedavi olunmaması durumunda hastanın başına neler gelebileceğini hatta anoreksiya nervozanın, hayati bir kayba bile sebebiyet vereceğini anlatmalı.

Ancak şuna dikkat edilmesi gereklidir: Hastalık tekrar nüksedebilir. Kişi, hastaneden çıkarılıp eve geldiğinde ve tek başına vakit geçirmeye başladığında ayna karşısına geçip kendini çok kilolu görmeye başlayabilir ve yeniden iştahı kesilir.

Hastanın kilosu arttıkça fiziksel ve psikolojik anlamda da iyileşme göstermeye başlar. İştahının artması en güzel ilerlemelerden biridir. Hasta olması gereken kilonun %30’unu kaybetmişse genelde tedavi için bir hastaneye yatırılır. Tüm hareketleri ve yedikleri kontrol altında tutulur. Psikoterapi seansları ailesi ile beraber yapılabilir ve hastaya özgüveni geri kazandırılabilir. Hasta, uygun kiloya geldiğinde hastaneden taburcu edilir. Ancak şuna dikkat edilmesi gereklidir: Hastalık tekrar nüksedebilir. Kişi, hastaneden çıkarılıp eve geldiğinde ve tek başına vakit geçirmeye başladığında ayna karşısına geçip kendini çok kilolu görmeye başlayabilir ve yeniden iştahı kesilir. Bu yüzden hastanın sürekli kontrol altında tutulması gerekir. Hastaneden çıktı iyileşti gözüyle bakılmamalı tekrar nüksetmesi tehlikesine karşın kontrol altında tutulmalıdır. Psikolog seansları duruma göre arttırılıp azaltılabilir. Buna karar verecek olan doktorlar ve psikologlardır. Aile olarak kesinlikle hasta çocuğunuz adına kararlar almamalısınız. Mutlaka ma mutlaka doktor gözetiminde ver doktorların tavsiyelerine göre önlemler almalısınız.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.