Sosyal Öğrenme: Bilişsel ve Davranışsal Kuramların Birleşimi

0

Sosyal öğrenme, öğrenmenin sırf kendimizin yaşadıkları yoluyla değil başkalarının yaşantıları aracılığıyla da olabileceği görüşünü savunur. Yani dolaylı yaşantılarla, gördüklerimiz, izlediklerimiz, duyduklarımız ile de öğrenmeyi gerçekleştiririz. Sosyal öğrenme kuramcılarından en çok bilineni Albert Bandura’dır. Bandura, öğrenmenin edimsel ve klasik koşullanma aracılığıyla öğrenilme fikrine karşı çıkar. Bir insanın bir davranışı öğrenmesi için illa ki de o davranışı sergilemek zorunluluğu olmadığını söyler.

Sosyal Öğrenme Nedir?

Sosyal öğrenme bilişsel ve davranışsal kuramların birleşimidir. Kısaca, başkalarını izleyerek öğrenmenin gerçekleşebileceği görüşünü barındırır. Örnek vermek gerekirse televizyonu açmak isteyen bir kişi televizyonun nasıl açıldığını izlerse bunu gerçekleştirmeden de öğrenebilir. Ya da bahçedeki çimleri kesecek kişi çim biçme makinesinin işlevini izleyerek öğrenebilir. Eşek arılarından korkmayan bir çocuk, annesini bir eşek arısının soktuğunu görürse ve annesinin de buna aşırı tepki verdiğine şahit olursa o çocuk da eşek arılarından korkmaya başlar. Hatta uçan küçük şeyden korkmaya başlayabilir. Aynı zamanda makarna yapmayı bilmeyen birisi internetten makarnanın nasıl yapıldığını izlerse ve aklında tutarsa mutfağına gittiğinde makarna yapabilir. İzleyerek öğrenmek mümkündür.

Sosyal öğrenme, gözlem ile öğrenme ya da dolaylı öğrenme olarak da anlatılabilir. Kişiler, taklit yoluyla da öğrenmesi mümkündür. Yine örnek vermek gerekirse bir öğrenci, öğretmenini örnek alıp onun yaptıklarını gözlemleyerek onun gibi davranabilir. Ya da bir çocuk, abisinin futbol oynadığını görüp onu gözlemleyerek futbol oynamayı öğrenebilir. Onu kendine örnek ve model alır. Anaokulundaki bir çocuk arkadaşı konuştuğunda öğretmenin ona kızdığını görür ve bu şekilde derste konuşmaması gerektiğini öğrenir. Bu da gözlem yoluyla öğrenmeye bir örnektir.

Sosyal Öğrenme ile İlgili Yaklaşımlar

Öğrenme kuramlarına ilk adım atan insan John Dewey’dir. Dewey’e göre kişi, sosyal etkileşim ve iletişim sonucunda kendi düşüncelerini ve deneyimlerini paylaşır ve kendine özgün has belleğini oluşturmaya başlar. Sosyal öğrenme ile ilgili başka bir yaklaşımcı ise Lev Vygotsky’dır. Vygotsky, bilişsel gelişim ve dil gelişimiyle ilgilenmiştir. Çünkü iletişim gerçekleşirken semboller, numaralar ve kelimeler kullanılır. Bunların hepsi birer psikolojik araçtır ve dil de toplumun kullandığı en üst psikolojik sistemdir.

İki çeşit insan vardır : Bir tanesi dış denetim odaklı olanlar diğeri ise iç denetim odaklı olanlar.

Bu ikisi arasındaki en büyük fark bir tanesi hayatlarını yetenekleri ve davranışlarıyla değiştirebileceğine inanmazken diğer grup hayatlarını yetenekleri ve davranışlarıyla değiştirebileceğine inanır.

Dış denetim odaklı insanlar, kendi durumlarını değiştirmek için çaba göstermezken iç denetim odaklı insanlar kendi güçlerine inanır ve bu yüzden çok daha başarılı olurlar. Bu yüzden eğitimde bireysel gelişimin en önemli amaçlarından biri iç denetim odaklı birey yetiştirmek.

Albert Bandura’nın Sosyal Davranışçılık Yaklaşımı

Albert Bandura, 1960’larda öğrenmeye sosyal davranışçılık adında bir yaklaşım getirmiştir. Uyarıcı ve tepkisi arasında aracı bir mekanizma bulunmaktadır. Bu mekanizma da bireyin bilişsel süreçleridir. Pekiştirme öğrenilen davranışların performans olarak sergilenmesi açısından gereklidir. Sosyal öğrenme özellikle üç temel farkındalığı ortaya koymuştur:

  • Davranış öğrenilebilir. Fakat hemen gösterilmeyebilir. Örneğin yemek yapmayı arkadaşını izleyerek öğrenen kişi, öğrenmeyi gerçekleştirebilir. Yemek yapma güdüsüne sahip olana kadar bunu performe etmez. Yani öğrendiği anda yemek yapma davranışı göstermeyebilir.
  • Öğrenme durumu her zaman pekiştiriciye bağlı değildir.
  • İnsanlar, uyarıcıya tepki veren basit olarak nitelendirilebilecek bir organizma değildir.

Sosyal öğrenme kuramanında öğrenen gözlemci ve öğrenilecek olan modeldir. Gözlemci, kişiyi izler ve o davranışı yapıp yapmamayı öğrenir. Dolaylı yaşantılar, öğrenmeyi büyük ölçüde etkiler.

Albert Bandura’nın çok ünlü bir deneyi var. Bu deneyde denekler köpeklerden korkan küçük çocuklardı. Sekiz seans süresince küçük çocuklar, model olan çocuğun köpekle temasını izledi. Model çocuk, köpeği eliyle seviyor, yemek yediriyor, oyunlar oynuyor ve köpeğe sarılıyordu. Deney bitiminde çocuklarda davranış değişikliği gözlemlendi. Çocuklar ilk başta köpeğe dokunmakta çekimser davransa da bir süre sonra köpeğe yaklaşıp onu dokunmaya başladılar.

Sosyal Öğrenme Kuramında Modelin Rolü

  • Model yoluyla yeni davranışlar öğrenilebilir.
  • Model yoluyla yeni beceriler öğrenilebilir.
  • Model ile neyin yapılıp yapılmayacağı öğrenilebilir.
  • Model öğrenilenleri söndürür ya da alevlendirir.
  • Model, bireylere sosyal güç ve motivasyon sağlayabilir. Aksi durum da görünebilir.
  • Model ile çevre ve nesnenin nasıl kullanılacağı öğrenilebilir.

Modelin statüsü ne kadar yüksekse veya gözlemleyene eşitse taklit etme durumu da artar.

Model alınan kişinin yaşı, gözleyene yakınsa model alma davranışı artar. Gözleyen, model alınan kişi ile cinsiyet olarak aynıysa model alma davranışı yine artar. Güçlü ve başkaldıran, özgüveni yüksek, baskın kişilerin model olarak alınma oranı çok daha yüksektir. Arkadaş gruplarının sevdikleri, nefret ettikleri, giyimleri, konuşmaları gibi faktörler birbirine çok benzerdir. Reklamlardaki ünlüler, sınıftaki başarılı öğrenciler, başarılı iş insanları, başarılı müzisyenler model olarak çokça alınır ve taklit edilme olasılığı yüksektir. Modelin statüsü ne kadar yüksekse veya gözlemleyene eşitse taklit etme durumu da artar. Fakat eşit statüde olup da taklit edilme durumu düşük olan durumlar da vardır. Örneğin sınıftaki öğrencilerle aynı statüde olan bir öğrenci, ceza alan bir öğrenciyi taklit etmez. Aksine ceza almamak için o davranıştan kaçınır.

Model alarak öğrenme, gözlemleme, pekiştirme gibi anahtar kelimelerin oldukça kullanıldığı sosyal öğrenme, tüm insanlıkta vardır.

Bir çocuk, saldırgan davranışları taklit etmeye daha yatkındır. İnsanlar, karmaşık davranışlardansa basit davranışları daha çok model alır. Özetlemek gerekirse sosyal öğrenme, dolaylı yoldan olan ve gözlemleme barındıran bir öğrenme çeşidir. Bu yaklaşıma dair araştırmalar günümüzde de yapılmaktadır. Model alarak öğrenme, gözlemleme, pekiştirme gibi anahtar kelimelerin oldukça kullanıldığı sosyal öğrenme, tüm insanlıkta vardır. Hatta bazı hayvanlar da gözlemleme yoluyla öğrenmeyi gerçekleştirebilir. Örneğin maymunlar, bazen insanları gözlemleyerek davranışlarını taklit edebilir. Sosyal öğrenme önemli bir kuram ve yaklaşım olmakla birlikte öğrenme üzerinde de büyük etkisi olan bir alandır.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.