Virüs

0

Hücreler beslenebilen, büyüyebilen ve zamanı geldiği zaman üreyebilen yapılardır. Ama virüs hücreler gibi faaliyet göstermez. Canlı hücreleri işgal ederek yeni virüsler üretmek için konak hücreye tutunur. Ve virüs, bu hücrenin metabolik faaliyetlerini kullanan organik bir parçacık içinde bulunan genetik materyaldir. Üreme işleminde, genetik materyallerini konak hücrenin DNA’sına yerleştirerek başlar. Böylelikle konak hücre bölünerek kendisini çoğaltırken bir yandan da virüsleri oluşturmuş olur. Çoğalma tamamlandığında virüs, faaliyetlerini kullandığı konakçı hücreden tomurcuklanarak veya parçalanarak ayrılır.

Bir virüs, onu koruyan bir protein veya kapsid adı verilen koruyucu bir kaplama ile çevrili DNA veya RNA içeren genetik materyalden meydana gelir. Bahsetmiş olduğumuz kapsidler ,bazı türlerde sivri bir yapı ile çevrili olabilir. Bu sivri yapılara zarf denir. Bu zarflar sayesinde virüs, konakçı hücrelere daha rahat bir şekilde yapışıp içine girebilir.

Virüsler canlı mı ?

Bir üstteki paragrafta belirtmiş olduğumuz gibi, virüsler konak hücreleri sayesinde üremesini gerçekleştirir. Kendi başlarına bir işlevleri yoktur çünkü yaşamak için gerekli enzimleri içermez. Sadece genetik talimatları ve aktarımları gerçekleştirebilecek birkaç enzim içerir. Sürekliliğin bir parçası olarak düşünüldüğü zaman canlı veya cansız olarak ayrılmamıştır ama çoğu kaynakta cansız olarak kabul edilmektedir.

Virüsler nasıl yayılır?

Virüslerin yayılma şekilleri virüs türüne özgüdür. Fakat en genel yayılım; virüsü bir kişiye bulaştığında o kişinin vücutları, özellikle vücut sıvıları, öksürüğü ve hapşırığı potansiyel bir yayılım deposudur. Uygun konak hücreyi bulduğu zaman ona bağlanır ve virüs içindeki genetik kodlar hücrenin içine bırakır. Konakçı hücrenin enzimleri yeni virüs üretmek için tekrar parçalar oluşturur. Ve bu parçalar daha sonradan yeni virüslere dönüşür. Dönüşüm tamamlandıktan sonra oluşan yeni virüsler, faaliyetlerini kullandığı konak hücreyi terk eder.

Bağışıklık sistemi enfeksiyon durumunda nasıl tepki verir ?

Bağışıklık sistemi, vücutta enfeksiyon belirtileri başladığı andan itibaren, bunlara tepki olarak vücut sıcaklığı artmaya başlar yani ateşimiz çıkar. Bu bahsedilen ateş, sağlıklı bir insanda 36.5-37 santigrat derecedir. Enfekte olmuş bireyde vücut sıcaklığı normalin üstüne çıkar ve virüslerin üreme hızı yavaşlar. Bu durum bağışıklık sisteminin savaşmasına yardımcı olur. Bu durum, virüsler vücuttan tamamen yok edilene kadar devam eder.

Virüsler, yaşayabilmek için herhangi bir reaksiyon göstermediğinden dolayı konak hücrenin dışında veya içinde uzun zaman boyunca kalabilir. AIDS hastalığına sebep olan HIV virüsü bulaşmış bir kişi belirti göstermeden yaşayabilir. Fakat virüsü başkalarına yayabilir.

Virüsün yayılma riskini azaltmak için neler yapılmalıdır ?

  • Hapşırırken, öksürürken havaya doğru veya insan üzerine doğru olmamalı. Ağız ve burun bir peçete ile kapatılabilir, yoksa dirsek içi kullanılmalıdır.
  • Eller sık sık yıkanmalı, gerekli hijyen sağlanmalıdır. Ağıza, göze ve yüze götürülmemelidir.
  • Enfekte olmuş veya olmamış kişilerin vücut sıvıları ile temas etmekten kaçınılmalıdır. Bu maddeler kesin koruyan yöntemler değildir ancak riski azaltmaya yardımcı olabilir.

Makalemiz herhangi bir tıbbi bilgi ve tavsiye içermemektedir.Bu bilgiler araştırma sonucu elde edilmiştir.

Kaynakça:

  • https://science.howstuffworks.com/life/cellular-microscopic/virus-human6.htm
  • https://www.sciencealert.com/virus
  • https://en.wikipedia.org/wiki/Virus

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.